ANASAYFA arrow SEVGİ arrow YUNUS EMRE:YARADILANI HOŞ GÖR/YARADANDAN ÖTÜRÜ!
YUNUS EMRE:YARADILANI HOŞ GÖR/YARADANDAN ÖTÜRÜ!

     İnsanın ongunlaşmasında, duygu inceliğine ve tefekkür derinliğine erişmesinde sevgi  ve hoşgörü adı verilen ilahî güzelliklerin yeri ve tesiri tartışılmaz. En derin, en geniş, en anlamlı ifadesini yetişmiş ve kendi benliğini aşmış insanda bulan sevgi ve hoşgörü kavramları,Yûnus’un gönül dilinden söze dökülürken, yine Yûnus’un ifadesiyle “her dem taze”, her dem yeni, diri, iri ve duru bir hüviyete bürünmüş; nice gönüllerde büyük bir heyecanın, tatlı bir hayranlığın, ilâhi bir güzelliğin oluşumunu sağlamıştır. Bir gönül adamı, bir iç âlem fatihi olan Yûnus; hayatın asıl temeli ve özü mesabesinde gördüğü sevgi dediğimiz ilâhi değeri evrensel bir yaklaşımla gönüllere kadar duyurma güzelliğini, çağlara hitabeden o büyülü, o anlamlı ve o estetik sözü sayesinde başarmıştır.

Söz ola kese savaşı söz ola bitüre başı

Söz ola ağulu aşı bal ile yağ ide bir söz

    Allah’ın insanoğluna bahşettiği ilâhî bir değer olan sözü ve bu sözün ahengini, tesirini, gücünü, bu derece anlamlı, sade ve taze bir anlatımla hangi edebiyatçı, hangi şair böyle bir estetik yapıyla ortaya koyup, sevgi ve hoşgörü kaynağına bağlayabilmiştir?...

    Yûnus’ta müşahede edilen samimi insan sevgisi, hâttâ:

Elif okuduk ötürü

Pazar eyledik götürü

Yaratılmışı severiz

Yaratandan ötürü

   sözüne yüklenen canlı-cansız bütün bir mahlûkatın sevilmesine yönelik olarak duyulan derin ve samimi iştiyak, eşsiz ve benzersiz olan bir yaratıcıya dayanır. Dörtlüğü bile yalnız başına O’nun  dünya görüşünü, insanlık sevgisini anlatmaya yeterdir.

Adımız miskindir bizim düşmanımız kindir bizim

Biz kimseye kin tutmazız kamu âlem birdir bize

     diyen Yûnus, zerreden küreye bütün âlemlere aynı zaviyeden yaklaşmış; onlara değer vermiş,eşit mesafede görmüş ve o âlemleri bir bütün olarak kucaklayıp sevmiştir.

   Bütün bir varlık âleminin ise Allah’ın yaratma kuvvet ve kudretinin tezahürleri olduğunu bilen Yûnus; gökte, dağda, otta, çiçekte, böcekte velhasıl canlı cansız cümle yaratılmışta Allah’ın hikmetinin, O’nun kuvvet ve kudretinin tezahürlerini, tecellilerini müşahede eder; insanı bu gözle yaratılmışa bakmaya, varlığın mahiyetini anlamaya davet eder.

     Görüldüğü gibi Yunus, Kur’ân’dan aldığı ilhamla mahlûkatın en şereflisi ve en

güzeli olarak nitelendirdiği insanı severken ve ona hoşgörülü davranırken de yine bu görüşünü,“yaratılanı yaratandan ötürü sevme” düstûruna dayandırmıştır.

    Yûnus, inanıp yaşadığı aşk ve sevgi güzellikleri içinde kendini aşmış büyük bir şair,

söylemenin güzelliğini, inceliğini ve tazeliğini yakalamış bir söz üstadıdır... O, ifade edilmesi ve yaşanması güç olan nice girift meseleleri son derece saf, samimi ve sade bir söyleyişle sesini duyurmuştur. Onun ileri sürdüğü bu hoşgörü ve sevgi yaklaşımları şayet gönüllere nakşedilebilseydi; gönüller alınıp, gönüller yapılabilseydi dünyamızda olup biten bunca karışıklıklara, hengâmelere, kavgalara gerek kalır mıydı?

   Yunus boşuna, “Cümle yerde Hak nazır, göz gerektir gö­resi” dememiştir. İnsana, tabiata, güzelliklere, hayretle, hay­ranlıkla “ulu nazarla” bakabilmek, ne muhteşem bir olaydır.

Hay­ret duygusu,insanı tefekküre, bilime  götürür.

Yunus’a göre aşk yalnız Allah’a yönelmektir.

Cennet Cennet dedikleri,

 Birkaç köşkle birkaç huri

İsteyene ver onları

Bana seni gerek seni..

     mısralarında sevgi adına Allah’ı arzuladığını ve kendini aştığını anlıyoruz.Allah Sevgisi”ni  ibadet olarak gören Yunus’a göre; insanlar sevilmelidir, çünkü ruh yönüyle

Allah’tan gelme varlıklardır.

      Hayatın ve kâinatın mânâsını anladığımız gün, bütün varlık pırıl pırıl aydınlanmış bir mâbet haline gelecektir. Dostluk mutlu­luğun temelidir. Kimse tek başına ne hakikati bulabilir, ne de mutlu olabilir. Bugün psikologlar, diyalog ve dostluğu bir tedavi metodu olarak kullanıyorlar.
     Mısralarında eğitici ve bilgi verici ahlak telkinlerinde bulunan Yunus Emre, "gönül kırmamak" konusuna ayrı bir önem verir ve "üstün bir değer" olarak şiirlerinde bu konuyu özenle işler.

      Yunus Emre'nin tasavvuf anlayışında dervişlik olgunluktur, aşktır; Allah katında kabul görmektir; nefsini yenmek, iradeyi eritmektir; kavgaya, nifaka, gösterişe, hamlığa, riyaya, düşmanlığa, şekilciliğe karşı çıkmaktır.

     Yunus'taki insanlık sevgisi, neredeyse kendisiyle özdeşleşmiş "sevgi felsefesi"nin bir parçası ve hatta sonucudur. Nitekim Yunus'un insan sevgisini ilahi sevgi ile nasıl bağdaştırdığını gösteren en çarpıcı mısralarından birisi "Yaradılanı hoş gör / Yaradan'dan ötürü"dür.

     Yunus Emre'ye göre insanlar, din, mezhep, ırk, millet, renk, mevki, sınıf farkı gözetilmeksizin sevilmeyi hak etmektedirler. Madem ki insanoğlu ruh yönüyle Allah'tan gelmektedir; öyleyse insanlar hiçbir şekilde birbirlerinden bu anlamda ayrılamazlar.

      Yunus Emre’ye göre insan bir sevgi varlığıdır. Yunus Emre sevgiyi Allah ve onun yarattığı tüm varlıklara karşı diye yorumlar. "Yaratılanı severiz yaratandan ötürü". Sevginin amacı yüce yaratıcıyla bütünleşmektir. Sevginin olduğu yerde öfke, kırgınlık, kızgınlık olmaz. Sevginin değerini yalnız seven bilir. Sevmek bilgelik, emek, olgunluk ister. İlahi ışıktan mahrum kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur. Bütün varlıkları birbirine bağlayan, onları ilahi evrene yönelten sevgidir.

        Büyük Yunus, “Bir siz dahi sizde görün, benim bende gördüğümü” der. Her insan yaşamın anlamını, kendi kendine bulmak zorundadır. Bunun için de son derece dikkatli ve uyanık, her şeye ilgili, her şeyi gözlemleyen bir insan olmalıyız. Kâinatın ve insanın sırlarına ancak, sürekli, derin, sistemli bir düşünme cehdi ile ulaşılabilir.

    Bizler sevginin anlamını keşfetmeli, bir çiçeğin güzellik için­de yaşadığı gibi, sevgiyi yaşamayı öğrenmeliyiz.

      Kâinatı nasıl ısıtan, ışıtan, aydınlatan bir güneş varsa, insa­nın içinde de, yüreği sımsıcak kavrayan bir sevgi vardır ve sevgi insanın ve kâinatın özüdür. Sevgi her şeydir. Bizler, bu çağın sevgi yoksunu, bunalımlı insanları, neden esirgiyoruz sevgiyi birbirimizden... Yunus Emre’de, “Her biriyle bile olmak” diye bir kavram vardır. Her insanın iç dünyasına girerek onu anla­maya çalışmak, ona sevgi ve saygı göstererek onunla dost ol­mak. İşte çağımızı kurtaracak formül, sevgi yine sevgi, yine sevgi... Her zaman ve her yerde sevgi, herkese ve her şeye kar­şı sevgi. Mevlânâ, “Sevgiden bakır altınlaşır” diyor. Yunus, “Sevdiğimi demez isem, sevgi derdi boğar beni” diyor. Unut­mayalım ki, bu dünya darılma pazarı değil, dayanma pazarıdır ve zafer sabredenlerindir.

          O, sevgi ve hoşgörü sahibidir. O, Allah'ı ve Allah'ın yarattığı her şeyi sever. Allah'ın birliğine gerçekten inanmıştır ve hiçbir varlığı, hiçbir olayı, hiçbir inancı, hiçbir insanı Allah'ın birliği dışında tutmaz. Her şey Allah iradesiyle, Allah tarafından yürütüldüğüne, bütün varlıklar ve olaylar sadece birer vesile olduğuna göre, evrende herhangi bir şeyi sevmemek, Allah'ı sevmemek demektir. İşte Yunus Emre'nin sevgisi, hoşgörüsü buradan gelir.

     Yunus  da, kendini hep bu ilâhî neş'enin derinliklerinde duymuş; varlığını, bu aydınlığın sönük bir gölgesi bilmiş; ilâhî azametin, varlığına istîiasını derinden hissetmiş; her dizesi, insanın, ezelî bir nidası ve münacâtı olmuştur. Bu aşk ile mest olup, hamlıktan kemâle geçmiş, eşya ve olguların değeri bilgisine ulaşmıştır.

    İnsan ile sevgi arasındaki münasebet neyse, Yunus ile Sevgi o kadar özdeştir.Sevgi denince hemen hemen ilk akla gelen Yunus Emre'dir.Yaradılışın manasını nasıl sevgide buluyorsak , insanlık sevgisini de Yunus'ta buluyoruz.Horasan'dan kopup gelen sevgi yumağı, Anadolu peteğine dolan bal gibidir Yunus Emre...

  Ballar balını buldum

 kovanım yağma olsun

     diyerek gerçek sevgiyi bulduğunu dile getiriyor.

    Yunus'un sevgisi toplum varlığından uzak pasif anlamda bir duygu değildir.Ne dediğini, nereye varmak istediğini gayet iyi bilir:

Fukara kalbine her kim dokuna

Dokuna sinesi Allah okuna...

Allah Sevgisi"ni ibadet olarak gören Yunus'a göre; insanlar sevilmelidir, çünkü ruh yönüyle Allah'tan gelme varlıklardır.

Isıtın ey yarenler, aşk bir güneşe benzer

Aşkı olmayan gönül bir kara tasa benzer

      Yunusun dünyası sevgidir, Ona göre hayatin gayesi, hikmeti de sevgidir.Allah sevgisi..İnsan bu sevgiyi kainatta her varlıkta müşahade edebilir.Onun için Yunus'un dünyasında varlıklar önemli bir yer tutar.

    Yunus Emre, insanları maddeye aşırı önem verme­lerinin akılsızca bir davranış olduğunu ve insanin yaradılış gayesine ters düştüğünü dile getirir. Maddenin mânâ için var olduğu temel prensibinden hareketle, devrindeki ve sonraki asırlarda gelecek insan yığınlarına su ölümsüz dörtlüğüyle seslenir:
Mal sahibi mülk sahibi
Hani bunun ilk sahibi
Mal da yalan mülk de yalan
Var biraz da sen oyalan.
      İnsan ilişkisini bu kadar güzel ve gerçek mâ­nâda değerlendirip insanların anlayışına sunan başka bir dörtlük olmasa gerek.

    Aşk denince Yunus Emre akla gelir, tıpkı Yunus dendiği zaman aşkın akla geldiği gibi. Bunu kendi ağzından dinleyelim :
Ben yürürüm yana yana
Aşk boyadı beni kana
Ne akilem ne divane
Gel gör beni aşk neyledi
   Yunus bir şiirinde, “Bunca varlık var iken, gitmez gönül darlığı” der. Maddî kâinattaki hiçbir şey insanın içindeki büyük boşluğu, sonsuz özlemi doyurmuyor. İnsan kendi içinde bir âlemdir. Onda hiçbir varlıkta olmayan bir gönül âlemi vardır. Kâinatın sırrı, belki de insanoğlunun içinde gizlidir. Koca Yunus şiirleriyle işte bunu ortaya koyuyor.

   Yüreği sevgiyle dolu bir halk adamı olan Yunus Emre yaşamın anlamını şu güzel dizelerle anlatıyor:

          Gelin tanış olalım

          İşi kolay kılalım

          Sevelim sevilelim

          Dünya kimseye kalmaz.

      Sevgiyi çok yüce bir makama yüceltip, sevgisizlik ve kini de, tarihin en olumsuz dinamiği olarak görürken Yunus, din ile kinin birbirini dışlayan iki realite olduğunu, dinin varolabilmesi için, gönül dünyasından kinin çıkarılması gerektiğini, kendi şahsında tüm insanlığa iletir:
Giderdim gönlümden kini
Kin tutanın yoktur dini
Ey yârenler ben bu sözü
uludan işittim ahî

        Yûnus’un duygu ve düşünce dünyasında kavganın yerini barış; hoşnutsuzluğun, huzursuzluğun yerini ise derin bir sevgi ve hoşgörü almıştır. Zirâ insanoğlunun bu dünyaya geliş sebebi kavga etmek, kötülük yapmak, toplumda fitne çıkarmak, huzursuzluğa sebebiyet vermek değil; tanışmak, bilişmek, sevmek, sevilmek ve hoşgörülü olmaktır. Bütün işlerin kolay kılınmasının sebebini tanışıklığa, dostluğa, birlik ve beraberliğe bağlıyor.

    Esasen Yûnus’u gönüllerimize taşıyan, onu daima duru ve derin tutan hususiyet; onun insanımızı hâtta bütün insanlığı sevgi denilen ilâhi haslette kaynaştırma, birleştirme ve bütünleştirme temayülleri ile bu sahada ortaya koyduğu samimi gayret ve iştiyaktır. Yûnus;

 Sevelim sevilelim dünya kimseye kalmaz

diyerek bu dünyanın gelip geçici bir mekân, asıl hedefe ulaşmak için aşılması gereken bir

menzil, bir konaklama yeri olduğunu; asıl ve ebedî hayatın ahiret âleminde yaşanılacağını,

bundan ötürü de gönül denilen o ilâhî cevherin dostluk, sevgi ve muhabbet erdemleriyle

parlatılmasını ister.                                                       

    Sevgi insanda birleştirici, bütünleştirici bir eğilim niteliğindedir.  Sevginin amacı ölümsüz olana kavuşmak, bütünlüğe ulaşmaktır. Çünkü sevgi kendini başkasında, başkasını kendinde bulmaktır. Sevginin olmadığı yerde, öfke, kırgınlık, çözülme ve birbirinden kopukluk gibi olumsuz durumlar ortaya çıkar. Sevginin değerini yalnız seven bilir, sevmek de bir bilgelik, bir olgunluk işidir. Yeterince aydınlanmamış, ilahi ışıktan yoksun kalmış bir gönülde sevginin yeri yoktur. Bütün varlık türlerini birbirine bağlayan, onları ilahi evrene yönelten sevgidir.

    Şimdi de Yunus Emre’nin Şu dörtlüğünü dinleyip sevgi dağıtımına şahitlik edelim.

         Ben gelmedim kavga için
         Benim işim sevgi için
         Dostun evi gönüllerdir
         Gönüller yapmaya geldim.

     Yunus Emre, Hayatı, kendi zamanından başlayarak,sevgi dünyasından tüm insanlığa ışıklar saçarak maddi dünyanın içinde eriyip kendine yabancılaşan gönüllere yol gösterici olmuştur.İnsanın körelmiş benliğini açığa çıkartmış,kaybolmuşluğun denizinde onlara nefes vermiştir.

    Kendini bilmenin sevgi dolu anlatımını da Yunus Emre şu dizelerle dile getiriyor:

        İlim İlim bilmektir
        İlim Kendin bilmektir
        Sen kendim bilmezsin
        Ya nice okumaktır.

    Yunus Emre, sevgiyi tüm varlıklara karşı duyulan bir yakınlık, bir eğilim diye anlar.

    Kısacası, şefkat, merhamet, müsamaha, sabır, tefekkür,sohbet, muhabbet gibi güzel hasletleri Yunus Emre’de bulabiliriz.

     Yunus boşuna, “Cümle yerde Hak nazır, göz gerektir gö­resi” dememiştir. İnsana, tabiata, güzelliklere, hayretle, hay­ranlıkla “ulu nazarla” bakabilmek, ne muhteşem bir olaydır. Hay­ret duygusu, insanı tefekküre, bilime ve sanata götürür.

    Ne sevgiyi Yunus’tan, ne de Yunus’u sevgiden ayırmak mümkündür. İnsan olmak kudretine, ancak içimiz insan sevgisi ile dolu ise sahip olabiliriz.
     Her insan sevgiye layık ve muhtaçtır. Eğer sevmediğiniz bir insan varsa kusurun tamamını onda değil, kendinizde de aramalısınız. Bir insanın yüzündeki sevinç ifadesinin sıcaklığını ve tatlılığını içimizde duyabiliyorsak, başkalarının üzüntüleri içimizi burkuyor ise, o zaman içimizde sevgi var demektir.

    Yunus’un kardeşlik, ahlak, barış, adalet, eşitlik ülküleri hep bu odakta toplanmaktadır. İnsanlar sevilmelidir; soy, din, millet, mezhep, renk, mevki, refah, sınıf farkı olmaksızın.
Yetmiş iki millete kurban ol aşık isen
Ta aşıklar safında tamam olasın sadık

   Sevgi, Allah’a giden yolu da aydınlatır. Hiç kimsenin görmediği ve görmeyeceği, soyut, öncesiz ve sonrasız bir kudret olan Allah’ı sezmek isteyen kişi onun yansıması olan kendi içindeki insan sevgisini de bulabilmelidir.
    Vereni gururlandırmayan, alanı da utandırmayan tek ve yegane şey sevgidir. Şöyle bir söz vardır: Sevgi tohumları ekilen yerde, görülmedik çiçekler açar. İşte size emsalsiz bir çiçek: Yunus Emre.
Ay oldum aleme doldum
Bulut oldum göğe ağdım
Yağmur olup yere yağdım
Nur oldum güneşe geldim

     Kısacası evgi ve hoşgörü anlayışı, Yunus Emre’nin “Yaradılanı hoş gör/Yaradandan ötürü”dizelerinde kendini bulmuştur.

 

 

 
< Önceki   Sonraki >
Copyright © 2014 NİYAZİ ALTILAR sosyolog-yazar.  Tasarlayan Niyazi ALTILAR Our site is valid CSS Our site is valid XHTML 1.0 Transitional